Haber Merkezi - Kuzey Atlantik İttifakı (NATO) üyeleri arasında, ABD ile Avrupa kanadı arasındaki ipler kopma noktasına geldi. Özellikle Avrupa ülkelerinin, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarına aktif destek vermekten kaçınması, Başkan Donald Trump’ın ittifaktan çekilme tehditlerini yeniden gündeme taşıdı. Dünyanın en büyük askeri blokunun geleceği, Washington’ın "yalnızcılık" politikası ile müttefiklerinin güvenlik kaygıları arasında sıkışmış durumda.
ABD Başkanı Donald Trump, seçim kampanyasından bu yana Avrupalı müttefiklerini yeterli savunma harcaması yapmamakla suçluyor.
Hatta Trump, savunma bütçesini GSYİH’nın yüzde 2’sine çıkarmayan ülkeleri Rus saldırganlığına karşı korumayacağı tehdidinde bulunmuştu. Bu durum, "ABD olmadan bir Avrupa savunması mümkün mü?" sorusunu stratejik bir tartışma haline getirdi.
1949’dan bugüne: Kolektif savunmanın kalesi
NATO, 1949 yılında aralarında ABD, İngiltere, Fransa ve Kanada’nın da bulunduğu 12 ülke tarafından Sovyetler Birliği’nin yayılmacılığına karşı kuruldu. "Birine yapılan saldırı, tüm üyelere yapılmış sayılır" ilkesiyle hareket eden ittifak, Soğuk Savaş sonrası Doğu Avrupa ülkelerinin katılımıyla 32 üyeli dev bir askeri bloka dönüştü.
İttifakın en kritik maddesi olan 5. madde, tarihte sadece bir kez; 11 Eylül saldırıları sonrası ABD’yi korumak için işletildi.
Avrupa savunmasında 'Amerikan' boşluğu
Askeri uzmanlar, ABD’nin çekilmesi durumunda NATO’nun caydırıcılık kabiliyetinin felç olacağı uyarısında bulunuyor.
Ocak 2025 verilerine göre; Avrupa’daki 31 askeri üs ve 19 merkezde yaklaşık 68 bin Amerikan askeri kalıcı olarak görev yapıyor.
Transatlantik Güvenlik İnisiyatifi Direktörü Dr. Torrey Taussig, "ABD’nin hem konvansiyonel hem de nükleer gücü NATO için hayati bir çıpadır.
