Erbil (Rûdaw) - ABD’de birbirini izleyen üç başkanın farklı stratejilerine rağmen İran, nükleer silah üretme kapasitesinde "geri dönülemez" noktaya yaklaştı.
Wall Street Journal’ın analizine göre; ne Obama’nın diplomasisi, ne Trump’ın "maksimum baskısı" ne de Biden’ın uzlaşma çabaları Tahran’ı durdurabildi.
Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, ABD dış politikasının en büyük çıkmazlarından biri olan İran nükleer programına dair çarpıcı bir analiz yayımladı.
Analiz, ABD’nin üç farklı dönemdeki stratejik hatalarının, İran’ı nükleer bomba yapımına sadece "haftalar uzaklıkta" bir seviyeye taşıdığını ortaya koyuyor.
2018 kırılma noktası: Anlaşmadan kaçış ve hızlanan santrifüjler
Rapora göre, bugün karşı karşıya kalınan "zenginleştirilmiş uranyum dağı"nın en büyük mimarlarından biri bizzat Donald Trump. 2018 yılında, 2015 tarihli Nükleer Anlaşma'dan (JCPOA) tek taraflı çekilen Trump, Tahran’ın zenginleştirme faaliyetlerini dizginleyen "prangaları" çözmüş oldu.
Trump’ın "Maksimum Baskı" politikası Tahran’ı masaya getirmek yerine, nükleer tesislerdeki faaliyetlerin rekor seviyeye çıkmasına neden oldu.
Kitle imha silahları uzmanı Gary Samore’a göre, İran’ın nükleer kapasitesini dizginlemedeki başarısızlık tek bir başkana fatura edilemeyecek kadar karmaşık bir hatalar zincirine dayanıyor.
Samore, Barack Obama’nın 2015’teki anlaşmasının krizi kökten çözmek yerine yalnızca zamana yaydığını belirtirken; Donald Trump’ın bu anlaşmadan çekilme kararının İran’ın zenginleştirme faaliyetlerini yüzde 60 seviyesine kadar tırmandırmasına zemin hazırladığını vurguluyor.
Joe Biden döneminde ise 2022 yılında sunulan uzlaşma teklifinin Tahran tarafından geri çevrilmesi, diplomatik çözüm arayışlarının sonunu getirerek nükleer programın kontrolden çıkmasına yol açan süreci tamamladı.
