Oğuz’un ikinci kitabı Zakkum Çiçeğinde Gölgeler, Cevher Yayınları baskısıyla yayımlandı. Bu kadar ayrıntılı düşünmese de 10 kitaplık şiir dosyaları olduğunu biliyorum. Şiirin “Cinvat Köprüsü” tanımı tam da Oğuz şiirlerine uyuyor; tarihi kazarak insan ruhunu bugünle anlatıyor.
Okur da Oğuz’da sürekli bu köprüde. Geçme fırsatı var; günahsız ama geçmiyor, geçemiyor. Ortada kalabilir, kalmıyor. Geri dönmeyi veya sürekli ileri gitmeyi düşlüyor. Köprü; kıldan ince, kılıçtan keskin, yetersiz bir hareket düşmene yol açar. Oğuz şiiri güçlü olduğu için sarsıntıya rağmen düşmüyor da. Fakat bu terazi köprüsünü imgesel vahşi yaratıklar tutmaktadır. Oğuz şiirlerinde bu vahşi yaratıkları hem bilir hem anlatır hem de nasıl üstesinden gelineceğinin anlatımını yapar.
Şiirde; felsefe, tarih, siyaset ve daha çok da insanı anlama, geleceğe götürme psikolojisi var. Sanırım bu şiirlerde; günümüzün sarsıntılı, ortada ya da nerede durduğu, duracağı belli olmayan insan psikolojisinin tanımları var. Oğuz, bu kitabında şiirleri farklı gördüğüm bir biçimde yazmış, denemiş. Dört bölüm; birlikler, ikilikler, üçlükler ve dörtlüler tarzında dizelerle oluşturmuş. Varlığı aramanın ve sonsuzluğun düşünü anlatan şiirler.
“1. çıkıyorum evimden, geliyorum evime, arıyorum evimi!
6. ve o gölgeydim, gölge içinde damla, eksiksiz olan kapı
13. ve sordular soyumu! -üç gökdelen kerpiç ev arasında!
17. eşik ve çıkışım, o yangının ruhunda arınan külümdür
68. kanlı bir tarihi sarma gibi saran kıyımlarda doğduk!”
Şiirleri, birlik şiir örnekleri olarak, arka arkaya okunacağı gibi dize dize de okunabilir. Tekil ve çoğul anlam birliğini kaybetmez.
“69. durduk hep durduğumuz yerde, apaçık o yerde/ öylece özgür, ne olacağını bilemeden ötelere!”
Dizeleri ise ikilik örneği olarak karşımıza çıkıyor.
Dörtlükler örneği ise daha farklı bir anlatımla imge oluşturur.
“10. şurada, sınır boylarında alnım/ düşüyor işte çekilen göz içine/ ve orada bakıyorum kesinliğe/ dolu dolu ve altında karanlık karanfiller bırakacağım steplerin kadim ufkuna/ ve yanı başımda Hasan Sabbah-Alamut Kalesi/ kalplerde buharlaşırken Semerkant ve Horasan/ iki parlak göz gibi beliriverdi Merv ve Nişabur”
