İsrail’in ABD Büyükelçisi Dr. Yechiel (Michael) Leiter, yaptığı açıklamada geçici ateşkese rağmen İran’ın geri adım atmayacağını belirterek, “İran rejiminin geri adım atacağını düşünmüyoruz ama yine de bir fırsat verilmesi önemlidir” dedi. Leiter, İsrail ile ABD’nin tüm askeri ve diplomatik adımlarda tam koordinasyon içinde olduğunu belirtti.
İsrail’in ABD Büyükelçisi CBS kanalına verdiği röportajda, Mossad’ın İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma kapasitesine ilişkin değerlendirmelerinde hata yaptığı yönündeki eleştirilere de yanıt verdi. Leiter şöyle dedi:
“Politika ve askeri operasyonlar bilim değildir ki tamamen kesin şekilde konuşulsun. Biz sadece olasılıklardan bahsettik ve nihai karar Başkan Trump’a aittir.”
Diplomat ayrıca İran içinde büyük bir halk ayaklanması ihtimalinin hâlâ mevcut olduğunu ve önümüzdeki iki ay içinde gelişmelerin yön değiştirebileceğini savundu.
Röportajın en dikkat çekici bölümlerinden biri nükleer mesele oldu. Leiter, istihbarat bilgilerine göre İran’ın %60 oranında zenginleştirilmiş uranyumla 11 bomba yapabilecek kapasiteye sahip olduğunu ve bunu %90 seviyesine çıkarması için yalnızca bir ya da iki hafta gerektiğini iddia etti.
İsrail Büyükelçisi şunları söyledi:
“Onlar bunun tıbbi amaçlı olduğunu söylediğinde doğruyu söylemiyorlar. Çünkü tıbbi amaç için yer altına tesisler kurmanıza gerek yok.”
Leiter ayrıca İran’ın balistik füze tehdidine de dikkat çekti. Bu füzelerin 4000 kilometre menzile ulaştığını ve Diego Garcia üssünü hedef alabilecek kapasitede olduğunu belirterek, bunun İran’ın Avrupa’nın derinliklerini bile vurabilecek seviyeye geldiğini gösterdiğini ifade etti.
Vance ile İran Meclis Başkanı Khalibaf’ın İslamabad’daki görüşmesine de değinen Leiter, İsrail’in Trump’ın diplomatik girişimlerini desteklediğini ancak İran’ın hiçbir şekilde uranyum zenginleştirme hakkına sahip olmaması gerektiğini vurguladı.
Leiter ayrıca New York Times’ın İran’da rejim değişikliği için gizli bir Netanyahu planı olduğu yönündeki haberini sert bir dille eleştirerek, “Bu bilgiler tamamen uydurma hikâyelerdir ve gerçek değildir.” dedi.
Michael Leiter ile Röportaj (Soru–Cevap)
Soru: Özellikle ne konuda yanıldılar? Çünkü istihbarat servislerinizin, Mossad’ın, İran rejiminin Hürmüz Boğazı’nı kapatamayacak kadar zayıflayacağını söylediği iddia ediliyor. Bu yanlış çıktı.
Michael Leiter: Biz bunu hiçbir zaman kesin bir gerçek olarak söylemedik. Biz sadece bir “olasılıktan” bahsettik ve buna karşı hazırlıklı olunması gerektiğini söyledik. Hiçbir şeyi mutlak gerçek olarak sunmadık. “Eğer böyle olursa sonuç şu olur” demedik. Siyaset bilim değildir, askeri operasyonlar da bilim değildir. Biz sadece ne yapılabileceğine dair görüşlerimizi sunduk. Karar Başkan’a aittir. “Başkan ve başbakan bu süreci yönlendirdi” gibi iddialar ise propaganda amaçlıdır.
Soru: Mossad, protestoların rejimi devireceğini ve hatta kuzeyden Kürt savaşçıların içeri gireceğini mi düşünüyordu?
Michael Leiter: Mossad, Ocak ayında gördüğümüz gibi yüz binlerce, milyonlarca insanın ayaklanacağını düşünüyordu. Şu anda bunun olma ihtimali daha da yüksek. Önümüzdeki iki ay içinde bunun gerçekleşebileceğine inanıyoruz. Bu rejimin halkı baskı altında tutarak ayakta kalacağının garantisi yok. Elbette müzakere yapılabilir. İsrail bunu destekliyor. Başkanın çabalarını destekliyoruz. Başından beri tüm planlama ve uygulama süreçlerinde ABD ile birlikte hareket ediyoruz.
Soru: Jerusalem Post’a göre İsrail’in Lübnan’daki savaşı, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açma girişiminin bedeli. İsrail Lübnan saldırılarını durduracak mı?
Michael Leiter: Öncelikle bir şeyi düzeltmeliyim: Hizbullah bir terör örgütüdür, aynı zamanda siyasi bir parti değildir. Onlar İran’ın vekil gücüdür ve İsrail’i yok etmeyi amaçlarlar. Şehirlerimize roket atıyorlar, biz de yanıt veriyoruz. Lübnan ile barış görüşmeleri yapmak istiyoruz. Lübnan ve İsrail yarın bile barış içinde yaşayabilir. Cuma günü ABD ve Lübnan büyükelçileriyle ortak bir görüşme yaptık. Çok olumlu bir görüşmeydi. Eğer Hizbullah sürecin dışında bırakılırsa, birkaç ay içinde barış anlaşmasına ulaşılabilir.
Soru: İsrail saldırılara karşılık vermek zorunda olduğunu söylüyorsunuz. Ancak geçen Çarşamba günü 350’den fazla sivil öldü. Bu saldırılar “sınırlı” mıydı?
