Haber Merkezi – HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında, şiddet sorunu ile Kürt meselesinin çözümüne ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Yapıcıoğlu, silah bırakanlara yönelik yasal düzenleme için Meclis’e geniş mutabakat çağrısı yaptı.
“Şiddet sorunu ile Kürt meselesi ayrı başlıklardır”
Türkiye’deki sorunların tek boyutlu olmadığını vurgulayan Yapıcıoğlu, şiddet sorunu ile Kürt meselesinin birbirinden bağımsız ele alınması gerektiğini söyledi.
“40 yılı aşkın süredir devam eden bir şiddet ortamı var. Bunun mutlaka çözülmesi gerekir. Bunun dışında, bir asrı aşan bir Kürt meselesi de bulunmaktadır. Bu iki konu birbirinin nedeni ya da sonucu değildir” diyen Yapıcıoğlu, her iki meselenin de çözümünün zorunlu olduğunu ifade etti.
“Somut kanun teklifi sunan tek parti biziz”
Komisyona sundukları raporun ekinde 11 maddelik kanun teklifi taslağı bulunduğunu belirten Yapıcıoğlu, diğer partilerin daha çok genel ifadeler kullandığını söyledi.
Tekliflerini Cumhurbaşkanı ve Meclis’teki siyasi partilerle paylaştıklarını aktaran Yapıcıoğlu, “Geri dönüşlerin önemli bir kısmı olumlu oldu. Üzerinde tartışılabilecek bir zemin oluştu” dedi.
Silah bırakanlar için “Gözlem ve Tespit Kurulu” önerisi
Yapıcıoğlu, silah bıraktığını beyan eden kişilerle ilgili düzenlemenin, güvenlik birimleri tarafından doğrulanması gerektiğini belirtti.
Bu kapsamda, ilgili bakanlıklar ve MİT temsilcilerinden oluşacak bir “Gözlem ve Tespit Kurulu” kurulmasını öneren Yapıcıoğlu, kurulun tespitlerinin ardından Cumhurbaşkanı’nın örgütü “münfesih” ilan edebileceğini söyledi.
“Kürt meselesinin çözüm adresi Meclis’tir”
Şiddet sorununun muhatabının silahlı gruplar olduğunu belirten Yapıcıoğlu, Kürt meselesinin çözüm yerinin ise Meclis olduğunu vurguladı:
“Eğer mesele Kürt meselesiyse, çözümün konuşulacağı yer milletin temsil edildiği Meclis’tir.”
“Yeni bir anayasa yapmak zorunluluktur”
Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu dile getiren Yapıcıoğlu, mevcut anayasanın darbe izleri taşıdığını söyledi.
“Toplumsal mutabakata dayalı yeni bir anayasa tercih değil, zorunluluktur” ifadelerini kullandı.
