Şam (Rûdaw) – Suriye’nin başkenti Şam’da birçok medeniyetin izleri bulunuyor. Bu medeniyetlerin geride bıraktığı eserlerin önemli bir kısmı “Eski Şam”da yer alıyor.
Eski Şam, tıpkı İstanbul’un “Sur içi”si gibi. Geçmişte etrafı duvarlarla çevrili bu tarihi yerleşim birimine 7 kapıdan giriş yapılıyordu. Günümüzde o sur ve kapılardan çok fazla eser kalmasa da yerleşim birimindeki birçok yapı hâlâ ayakta.
Buradaki yapılar en fazla üç katlı. Cadde ve sokaklar daracık. Evlerin pencereleri açıldığında sanki karşıdaki yapıya değecekmiş gibi bir görüntü oluşuyor.
Bu dar sokaklardaki yapılarda yaşam azalmış olsa da hâlâ aktif olarak kullanılan birçok ev bulunuyor. Pek çoğunun giriş katı dükkân olarak hizmet veriyor. 500 yılı aşkın geçmişe sahip, taş duvarlı iki katlı bir yapının alt katında yaşlı bir adam ahşaba şekil veriyor.

“Beni izleyin” diyerek kapıyı açtı
Yaptığı işle dikkatimizi çektiğini fark eden adam, şekillendirdiği ahşabı tezgâhın üzerine bırakarak ayağa kalktı. Elindeki anahtarı gösterip “Beni izleyin” dedi.
Dükkânının arkasındaki bir bölümün kapısının kilidini açtı ve “Buyurun” diyerek yaptığı eserleri gösterdi. Bu kişinin, ömrünü sedef işçiliğine adayan ve Şam’da “Ebu Tony” (Tony’nin babası) olarak tanınan sanatkâr Afif George Sin olduğunu öğrendik.
Ebu Tony, daha hiçbir şey sormamıza fırsat vermeden sedefe olan tutkusunu anlatmaya başladı. Süryani ve Hristiyan olduğunu ifade eden sanatkâr, 58 yıldır sürdürdüğü sedefkârlığın kendisi için bir aşk olduğunu söyledi.
“Tony”, 76 yaşındaki sanatkârın yurt dışına gitmek zorunda kalan oğullarından birinin adı. Diğer oğlunun adı ise Yusuf. Biri Almanya’da, diğeri İspanya’da yaşayan oğullarından bahsederken duygulanan Afif George Sin, mesleğe nasıl başladığını şöyle anlattı:
“Şu daracık sokaklarda koşturan 7 yaşındaki bir çocukken dayılarım yıllardır bu işi yapıyordu. Onları merakla izler, ahşaba nasıl şekil verdiklerini gözlemler ve sedefi nasıl işlediklerine hayranlıkla bakardım. I. Dünya Savaşı’nın ilk yıllarından beri bu işi yapan dayılarımın dükkânında 11 yaşında çırak olarak başladım.”

Çıraklıktan ustalığa uzanan yol
Mesleği öğrendikten sonra 1969 yılında dayılarının dükkânından ayrılarak kendi iş yerini açtığını söyleyen Ebu Tony’nin dükkânı, adeta tarih kokan eserlerle dolu.
Sedefkârlık, denizlerin kalbinden çıkan sedefin ahşapla buluştuğu zarif ve sabır gerektiren bir sanat olarak biliniyor. Ebu Tony de bu sanatın hakkını veren ustalardan biri.
Dükkânda saatler, tavla, satranç ve dama setleri, masa ve iskemleler ile Hristiyanlığı çağrıştıran çeşitli semboller ve hediyelik eşyalar yer alıyor.
“Bu benim en büyük aşkım”
İlerlemiş yaşına rağmen sosyal medyayı aktif kullandığını belirten Ebu Tony, ürünlerini Facebook ve Instagram üzerinden müşterilerle buluşturduğunu söyledi:


