Ankara(Rûdaw) - Demokrasi Platformu, Türkiye'nin siyasal sorunlarını ve çözüm önerilerini ele almak amacıyla “Bahar Konferansları I: Önce Siyaset Değişmeli” başlıklı bir etkinlik düzenledi.
Demokrasi Platformu, Ankara’da Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı, Eski Milli Eğitim Bakanı, Eski Kültür Bakanı, çok sayıda milletvekili ve aydının katılımıyla Türkiye'nin siyasal sorunlarını ve çözüm önerilerini ele almak amacıyla “Bahar Konferansları I: Önce Siyaset Değişmeli” başlıklı bir etkinlik düzenledi.
Konferans, 5 Nisan 2026 Pazar günü saat 14:00 ile 17:00 arasında Ankara'daki The Green Park Hotel'de gerçekleştirildi.
Demokrasi Platformu tarafından yapılan açıklamada, konferansların amacının siyasetin yeniden şekillendirilmesi ve ortak akıl ile çözüm üretilmesi olduğu belirtildi. Etkinlikte, Türkiye'deki siyasal sistemin yapısal sorunlarının tartışılması ve çözüm önerilerinin ortaya konulması hedefleniyor. Farklı görüşlerin bir araya gelerek kamusal tartışma kültürünü geliştirmesi ve daha katılımcı bir siyasal anlayışın inşa edilmesi amaçlanıyor.
Etkinlikte, siyaset, hukuk ve akademi dünyasından önemli isimler bir araya geldi. Konferansın açılış konuşmasını Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Haşim Kılıç yaptı.
Oturum yöneticiliğini ise eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay üstlendi. Gazeteci-yazar Taha Akyol, “Kuvvetler Ayrılığı” konusunu ele alırken, araştırmacı-yazar Bekir Ağırdır “Siyaset Hukukunda Reformlar” başlıklı bir sunum yaparken, sosyolog ve siyaset bilimci Doğu Ergil “Siyasetin Finansmanı ve Ahlak İlişkisi”ni, eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ise “Siyasette Liderlik Sorunu”nu değerlendirdi.
Konferansta Türkiye’nin demokrasi karnesi, bölgedeki jeopolitik riskler ve yeni bir çözüm süreci ihtimali tartışıldı. Konferansı takip eden Rûdaw Ankara Temsilcisi Şevket Herki, süreci ve tartışmaları bizzat aktörlerinden dinledi.
Ertuğrul Günay: Hukuk güvenliğin temelidir
Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Ortadoğu’daki İran-İsrail geriliminin Türkiye’yi güvenlik kıskacına ittiğini belirterek şunları söyledi:
" Amerika'nın, İsrail'in de desteği ve yönlendirmesiyle İran'a saldırması gerçekten bölge için büyük bir sorun yumağına dönüştü. Ve İran, İsrail arasında, İran Amerika arasında değil bütün bölgede olumsuz etkilerini yansıtıyor. En kısa sürede sonlanmasını dilerim.
Tabi bunun bölge ülkelerini güvenlik sarkacına doğru yönlendirmesi kaçınılmaz. Bu tür gergin ortamlarda ki Ortadoğu ülkeleri her zaman güvenliği daha ön planda tutar. Bu güvenlik meselesinde daha özenli, daha dikkatli yeni bir durum sürece doğru Türkiye'yi itiyor. Ama temenni ederim ki Türkiye'nin önemli tecrübeleri var ve artık bu meselenin de sonlanması gerekiyor. Yani bu iç barışın her şeye rağmen kurulması ve ülkenin bu badireden kurtulması gerekiyor.
Bir duraksama olduğu görülüyor ama bu duraksama bölgedeki sonların yanı sıra içeride de yeteri kadar tam bir oydaşmanın oluşmamasından gördüğüm kadarıyla kaynaklanıyor. Çünkü DEM’in ve onun eksenindeki bazı yapıların bu süreçte ayrıca demokratikleşme talebi de var. İktidar bloku da MHP ve AK Parti'yi de buraya katmak lazım. Demokrasi kısmını çok gündeme getirmeksizin sadece işte silahlar sussun gibi hepimizin ortak arzusu ama orada tutmaya, orada daraltmaya çalışıyorlar. Halbuki bu ikisini birlikte düşünmezseniz kalıcı bir barış ortamı kuramazsınız.
Yani ülkede kalıcı barış ortamının kurulması için hukuk düzeninin kurulmuş olması. Hukuk çünkü güvenliğin temelidir. Adalet olunca barış olur. Bir ülkede adalet olmazsa barış olmaz. O yüzden bu arayışın biraz daha çerçevelendirilmesi, demokratik hukuk devletine doğru evrimleşmesi, barışın da kurulmasına çok yardımcı olabilir, katkı yapabilir."
Haşim Kılıç: Anayasa Mahkemesi önce kendini sorgulamalı
Anayasa Mahkemesi (AYM) Eski Başkanı Haşim Kılıç, özellikle Selahattin Demirtaş ve benzeri dosyalardaki kararların uygulanmamasına dikkat çekti:
"Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması konusunda hakikaten ciddi bir eleştiri ve şikayet var. Ancak önce Anayasa Mahkemesi'nin bu tutumunu açıklığa kavuşturmak lazım. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ihlal kararlarını maalesef uygulamıyor. Bundan dolayı da biz dönüp yerel mahkemeler tarafından Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını çok da samimi biçimde eleştiremiyoruz. O nedenle önce AYM, Avrupa mahkemesinin kararlarını uygulamalı, daha sonra da dönüp ulusal mahkemelerimizin kararları neden uygulamadığını sorgulamalıyız. İş yukarıda, Anayasa Mahkemesi'nden başlıyor. Yıllarca sorunları yargı paketleriyle çözmeye çalıştık ama bunun büyük bir getirisi olmadığını gördük. Bağımsızlık ve tarafsızlığı sağlanmamış bir yargının adalet üretmesi mümkün değil."
