Erbil (Rûdaw) – İsrail’de ana muhalefet lideri Yair Lapid, Başbakan Netanyahu’nun İran’a karşı devreye sokmaya çalıştığı "Kürt planının" Türkiye engeline takıldığını belirterek, "Netanyahu, Erdoğan'ın Washington üzerindeki etkisini hesaba katmadı; Erdoğan ona haddini bildirdi" dedi.
Yair Lapid, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun İran politikalarını ve başarısız olan askeri stratejilerini sert bir dille eleştirdi.
Lapid, cumartesi günü yaptığı açıklamada, Netanyahu’nun Türkiye’nin tepkisini ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diplomatik gücünü küçümsediğini savundu.
"Netanyahu gerçekleri duymak istemiyor"
Lapid, Netanyahu'nun siyasi hayatının tehlikeli bir aşamasına geldiğini belirterek, "Başbakan, hoşuna gitmeyen tüm bilgileri bastırıyor. Türkiye’nin olası tepkisini ve Erdoğan’ın Washington’daki nüfuzunu hesaba katmadan İranlı Kürtleri silahlandırma planı yaptı. Ancak Erdoğan onu terbiye etti" ifadelerini kullandı.
Gizli plan ve Trump’ın ani geri adımı
Siyasi kulislere sızan bilgilere göre; Şubat 2026’da patlak veren İran-ABD gerilimi sırasında, ABD ve İsrail, Kürdistan Bölgesi’nde üslenen Rojhılatlı Kürt örgütleri silahlandırmak için gizli bir çerçeve anlaşması hazırladı.
Planın amacı, bu güçlerin İran içine kara harekatı başlatması ve toplumsal protestoları tetiklemesiydi.
Ancak bu strateji Ankara tarafından sert bir şekilde reddedildi.
6 Haziran’da Daily Sabah gazetesinde yer alan haberde, Türkiye’nin Beyaz Saray’ı uyararak, sınırındaki Kürt grupların güçlendirilmesinin milli güvenlik tehdidi olduğunu ve bölgeyi istikrarsızlaştıracağını ilettiği bildirilmişti.
Erdoğan’ın Donald Trump ile yaptığı bir dizi görüşmenin ardından, Trump strateji değişikliğine giderek silah sevkiyatını durdurdu ve plan iptal edildi.
Kürt partilerin duruşu: "Kimsenin vekili olmayız"
ABD ve İsrail’in planlarına rağmen, Rojhılatlı Kürt partiler (KDP-İ, PJAK ve Komala) süreç boyunca bağımsız bir duruş sergiledi. Şubat 2026’da "İran Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı" çatısı altında birleşen taraflar, "askeri vekil" olmayı reddetti.
Kürt liderler, topyekûn bir halk ayaklanması olmadan başlatılacak askeri bir girişimin, rejimi devirmek yerine sadece Tahran’ın sert misillemesine yol açacağını savundu. Kürt partiler bu plana dahil olmasa da, İran süreç boyunca bu grupların Kürdistan Bölgesi’ndeki kamplarını füze ve dronlarla hedef almaya devam etti.
Trump’ın Rûdaw’a verdiği "silah" yanıtı
Kürtlere silah verilip verilmediği konusu savaşın en tartışmalı başlıklarından biri oldu. ABD Başkanı Donald Trump, bu konuda Pentagon yetkilileriyle çelişen açıklamalar yaptı.
12 Mayıs 2026’da Beyaz Saray’dan ayrılırken Rûdaw Washington Temsilcisi Diyar Kurda’nın sorusunu yanıtlayan Trump, çarpıcı ifadeler kullanmıştı.
Kurda’nın, "Sayın Başkan, dün Kürtlere silah verdiğinizi söylediniz ama askeri yetkililer ve Kürt taraflar bunu reddediyor. Kim doğru söylüyor?" sorusuna Trump, "Yetkililer yanılıyor" yanıtını vermişti.
Trump, bu açıklamadan bir gün önce ise Kürtlerin İran içindeki protestoculara silah desteği sağlamadığını iddia ederek, "Bizi hayal kırıklığına uğrattılar. Kürtler sadece alıyor, alıyor ve alıyor" şeklinde konuşmuştu.
Trump’ın bu çelişkili ifadeleri, o dönem Washington ile Kürtler arasındaki ilişkilerde yaşanan güven krizini gözler önüne sermişti.
.webp&w=3840&q=75)


