Eserleriyle, hayatıyla, geride bıraktıklarıyla şimdiden bir efsaneye dönüşmüştür Yaşar Kemal. İş o noktaya gelmiştir ki herkes kendine göre bir Yaşar Kemal portresi ortaya koymaktadır. Bir gerçek vardır: Yaşar Kemal, Türk ve Kürt edebiyatının dev bir ağacıdır kökü geçmişte olup dalları geleceğe uzanan. Bu ağacın şöyle bir farklı özelliği var: Köküyle Kürt, meyveli dallarıyla Türk’tür. Kimse bu gerçeği değiştiremez. Ne Kürtler bu gerçeği inkar edebilir ne de Türkler ondan vazgeçebilir. O Kürtlük köküyle Türkçenin en güzel eserlerini vermiştir. İnce Memed’iyle, Akçasazın Ağaları’yla, Kimsecik’leriyle, Kuşlar da Gitti’siyle, Deniz Küstü’süyle, efsaneleriyle, öyküleriyle, şiirleriyle apayrı bir yeri vardır onun bizim edebiyatımızda.
Yolda, Güven Turan’ın hazırladığı, ustanın 12 seçme öyküsünden oluşmaktadır. Birbirinden güzel, sarsıcı, insan ve edebiyat, çocuk ve emek, acı ve umut, aydınlık ve karanlık kokan 12 şahane öykü. Güven Turan “Büyük Ustadan Küçük Anlatılar” bölümünde önsöz niteliğinde Yaşar Kemal ve seçki hakkında bilgiler vermektedir. Güven, ustayı “besleyen damarlar” üzerinde duruyor ve cevap niteliğinde “aşık edebiyatı”nı onu besleyen ana damar olarak gösteriyor. Aşık edebiyatında ise ozanların kopuz, bağlama, cura, tambur eşliğinde söylediği sözlü-besteli bir tür olduğunu biliyoruz. Tam da burada Güven Turan, gerçeği gizlemekte, tam bir kolonyalist gibi davranmaktadır.
Biz biliyoruz ki Kürt köküne sonuna kadar bağlı olan Yaşar Kemal’in bağlandığı ana ve temel kaynak dengbêjliktir. Dengbêjlik ise yüzlerce, belki binlerce yıllık geçmişiyle Kürtlerin varlık sebeplerinden biridir. Diyebiliriz ki dengbêjlik olmadan Kürtler, Kürtler olmadan da dengbêjlik olamaz, varlığını devam ettiremez. Yeryüzünde dengbêjlik ile özdeşleşen başka bir halk yoktur. Dengbêjlik Kürtlere has sözlü değerlerin başında gelmektedir. Dengbêjlik değer taşıyıcılık özelliğiyle Benedict Anderson’un kastettiği anlamda Kürtlerde hayali cemaat duygusunun gelişmesinde de işlevsel bir özelliğe sahiptir.
Eski bir dengbêj olan Yaşar Kemal de dengbêjlikten beslenerek şahane eserler ortaya koymuştur. Bu haliyle o hem Türklerin hem de Kürtlerin medarı iftiharıdır. Bir anda iki milletin övünç vesilesi olmak çok az yazara nasip olur. Duruşuyla, sevgi dolu kalbiyle, evrensel barışı yakalayan aklıyla, gerçek kardeşliği yakalayan anlayışıyla Yaşar Kemal bu az sayıdaki yazarlardan biridir. Yaşar Kemal, kök ve meyveleriyle Kürtçe ve Türkçe arasında esaslı ve asli bir köprüdür. Bize düşen bu köprüyü sevmek, korumak, ona gerçekten değer vermek. Bu da dengbêjlikten beslenen Kürt köküne ve estetikten gücünü alan Türk meyvelerine hürmet ve ihtiram göstermekle olur. Yaşar Kemal, eserleriyle bu topraklarda geçmişten geleceğe uçan sevgi, empati, umut, emek ve özgürlük güvercinidir. Bu güvercini korumak, sevmek, yaşamak ve yaşatmak; ırk tuzağına düşmeyenlerin yapabileceği bir şeydir.
Yolda kitabına dönersek; kitapta 12 öykü var, dedik ve bu öykülerin dört tanesinde Yaşar Kemal’in saf çocuk sevgisini görürüz. Sarı Sıcak’ta yazı sıcağında tarlada çalışıp yirmi beşliği anasına veren Osman’ın sevinci görülmeye değer. Mustafa’nın beyaz pantolon hayaliyle aklımız başımızdan gider, insan olmaktan utanırız. Bir hayali bir çocuğa çok gören emek sömürücülerine diş bileriz. Yeşil Kertenkele’de İbrahim’in çocukluğuna bakıp, bakıp efkarlanıp ağlarız. Deriz: Ölmez içimizdeki çocuk, içeriden bize benzeyen biri şahdamarımıza kastetmediği müddetçe. Kalemler’de çocuk Neriman ile içimizin bütün coğrafyaları parçalanır, bütün atlasları yırtılır, bütün yönleri belirsiz bir hal alır. Bakkalın şaşı oğlu, kısa boylu, mendebur, sümüklü Zühtü, Neriman’ı ele verir ve insanlığın karanlık tarafından, kötülük dolu gerçeğinden haber verir.
