Yazan: Mahmut Baban
ABD ile İsrail’in İran’la yaşadığı gerilimin uzama ihtimali, bu yıl ve önümüzdeki döneme ilişkin küresel ekonomik büyüme beklentilerini olumsuz etkiledi. Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerinin aksaması, dünya genelinde gıda arzını ve fiyatlarını doğrudan etkileyebilecek bir risk olarak öne çıkıyor. Bu gelişmelerin Irak ve Kürdistan Bölgesi’ne de yansıması bekleniyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki ticari hareketliliğin sekteye uğraması ve bu konudaki belirsizlik, küresel piyasalarda fiyat dalgalanmalarına yol açtı. Başlangıçta petrol ve gaz fiyatlarını etkileyen bu durum, zamanla gıda güvenliği açısından da ciddi bir risk haline geldi. Zira Hürmüz Boğazı’ndan yalnızca petrol ve sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) değil; aynı zamanda tarımsal üretim için hayati öneme sahip kimyasal gübre, fosfat, amonyak ve sülfürik asit gibi ham maddeler de taşınıyor.
Dünya Bankası Grubu verilerine göre, enerji fiyatlarındaki artış diğer mal ve ürünlerin maliyetlerini de yukarı çekiyor. Mart 2026 itibarıyla enerji endeksinin yüzde 41,6, gıda fiyatlarının yüzde 2,7 ve kimyasal gübre fiyatlarının yüzde 26,2 oranında arttığı kaydedildi.
Bu gelişmelerin, hem mevcut hem de önümüzdeki dönemde tarımsal üretim ve gıda fiyatları üzerinde belirleyici olması bekleniyor.
Ortaya çıkan bu belirsizlik, küresel piyasalarda gıda fiyatları üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Ham madde ve gübre fiyatlarındaki artış, çiftçileri yüksek maliyetler nedeniyle ekim alanlarını daraltmaya ya da ürünlerini daha yüksek fiyatlarla piyasaya sunmaya zorluyor.
Gıda fiyatlarındaki artış ve arz daralması, ülkeler üzerinde farklı etkiler yaratmaktadır. Gelişmiş ülkelerde bu durum daha çok hayat pahalılığı olarak hissedilirken, düşük gelirli ve gelişmekte olan ülkelerde açlık riskinin artmasına ve yoksulluğun derinleşmesine yol açmaktadır.
Irak ve Kürdistan Bölgesi’nin durumu
Irak, küresel ölçekte 226 ekonomi arasında ithalatta 57’nci, ihracatta ise 39’uncu sırada yer almaktadır. İthalat kalemlerinin çeşitliliğine karşılık ihracatın büyük ölçüde petrole dayalı olması, ülkeyi iç ihtiyaçlarını karşılamak için dışa bağımlı kılıyor. Bu nedenle küresel fiyatlardaki artış, yerel pazarlara hızlı bir şekilde yansımaktadır. Nitekim bu etki, Kürdistan Bölgesi ile Irak’ın orta ve güney illerine ürün sağlayan Erbil ve Süleymaniye’deki toptancı hallerinde de gözlemleniyor.
Hürmüz Boğazı’nın küresel gıda güvenliğindeki rolü
Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin aksaması, yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel gıda sistemi ve ticaret akışını da doğrudan etkiliyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Ekonomisti Maximo Torero’ya göre, Körfez ülkeleri tarım için kritik öneme sahip sülfürik asit, kimyasal gübre ve fosfat üretiminde kullanılan kükürt ticaretinin yaklaşık yarısını karşılıyor.
Bölgedeki gemi trafiği verileri de durumu ortaya koyuyor. Savaş öncesinde günde ortalama 84 gemi Hürmüz Boğazı’ndan geçerken, çatışmalar sırasında bu sayı 5’e, ateşkes döneminde ise 7’ye kadar düştü. Bu da petrol, gaz ve diğer ticari yükleri taşıyan gemi sayısında savaş öncesine kıyasla yaklaşık yüzde 92’lik bir azalma yaşandığını göstermektedir.
Irak’ın bir diğer zayıf noktası
Irak Merkez Bankası (CBI) verilerine göre Irak, yıllık bazda ihraç ettiği petrolün değerine yakın miktarda mal ve gıda maddesi ithal ediyor. 2023 yılında 115,9 milyar dolarlık ihracata karşılık 95,5 milyar dolarlık ithalat yapıldı. 2024 yılında ise ihracat 96 milyar dolar, ithalat ise 85 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.


