Haber Merkezi - İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz sürerken gözleri bir diğer kritik su yolu olan Babülmendeb Boğazı’na çevirdi. Kalibaf’ın boğazdan geçen stratejik mallara ilişkin yaptığı paylaşım, "Yeni bir abluka mı geliyor?" sorusunu gündeme taşıdı.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının ikinci ayında, Tahran yönetimi küresel ekonominin "sinir uçlarına" dokunmaya devam ediyor.
Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapalı olduğu ve gemi trafiğinin yüzde 95 oranında azaldığı bir dönemde, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’tan dikkat çekici bir paylaşım geldi.
Kalibaf stratejik zayıflığı işaret etti
Kalibaf, sosyal medya hesabı üzerinden küresel sevkiyatın Babülmendeb Boğazı üzerindeki yükünü sorgulayan iki soru paylaştı:
"Küresel petrol, LNG, buğday, pirinç ve gübre sevkiyatının ne kadarı Babülmendeb Boğazı'ndan geçiyor? Hangi ülkeler ve şirketler bu boğaz üzerinden en yüksek geçiş hacmine sahip?"
Askeri analistler, Kalibaf’ın bu sorularının basit bir merak değil, Batı ekonomisine yönelik dolaylı bir tehdit ve "hedef gösterme" niteliği taşıdığı değerlendirmesinde bulunuyor.
— محمدباقر قالیباف | MB Ghalibaf (@mb_ghalibaf) April 3, 2026
Küresel ticaretin can damarı: 14 günlük kestirme
Arap Yarımadası ile Afrika arasında yer alan Babülmendeb Boğazı, Kızıldeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan stratejik bir kapı konumunda. Süveyş Kanalı ile birlikte Akdeniz-Asya hattının en kritik parçası olan boğaz, alternatif güzergahlara göre deniz seferlerini ortalama 14 gün kısaltıyor.
Boğazın kapanması veya güvensiz hale gelmesi, gemilerin rotalarını Afrika’nın en güneyindeki Ümit Burnu’na kırması anlamına geliyor ki bu da nakliye maliyetlerini ve sürelerini devasa oranda artırıyor.
Enerji piyasası için felaket senaryosu
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık yüzde 10’u Babülmendeb’den geçiyor. Yıllık ortalama 22 bin geminin (günde yaklaşık 60 gemi) geçtiği bu güzergahta yaşanacak bir tıkanıklık, zaten Hürmüz nedeniyle sarsılan enerji piyasalarında tam bir kaosa yol açabilir.
Husi faktörü ve 'Güney Cephesi'
Yemen’deki İran destekli Husilerin geçtiğimiz günlerde İsrail’e balistik füze fırlatarak savaşa resmen dahil olduklarını açıklaması, Babülmendeb üzerindeki tehdidi daha reel hale getirdi. Coğrafi olarak boğaza hakim bir konumda olan Husiler, daha önce Kızıldeniz’de ticari gemileri hedef alarak bu kapasitelerini kanıtlamıştı.
Kalibaf’ın bu paylaşımı, İran’ın ve müttefiklerinin "direniş" stratejisini sadece askeri cephede değil, Batı’nın ekonomik tedarik zincirlerini felç etmek üzerine kurguladığını bir kez daha gösterdi. 6 Nisan’da dolacak olan diplomatik mühlet öncesi, "Babülmendeb kartı"nın masaya sürülmesi bölgedeki tansiyonu zirveye taşıdı.