Haber Merkezi - Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmada, şüphelilerden Umut Altaş’ın ağabeyi Sidar Altaş’ın savcılığa teslim edilen 40 dakikalık video kaydındaki itiraf ve iddialarının ayrıntıları ortaya çıktı.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 13 kişiden 10’unun tutuklandığı süreçte, Sidar Altaş’ın savcılığa hitaben yaptığı konuşmaların yer aldığı görüntülerde çarpıcı detaylar yer alıyor.
Sidar Altaş, videoda, ABD’de bulunan kardeşi Umut Altaş ile yaptığı konuşmaları anlatıyor. Dönemin Dersim Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’i işaret eden Altaş, "Valinin oğlu, ‘Ben bir kızla birlikte oldum, hamile kaldı’ demiş. Ben de Umut’un çok üstüne gittim. Kardeşim bana evet-hayır şeklinde cevaplar verdi. Kızın hamile olduğunu ve bebeği aldırmak istemediğini doğruladı. Umut hep kaçamak cevaplar veriyordu” dedi.
Sidar Altaş, Türkay Sonel’in siyah bir tabancası olduğunu ve bu silahı kendisine araç içerisinde gösterdiğini söyledi. Araçla ilgili detaylar da veren Altaş, "Arabası koyu mavi-siyah arası bir BMW 420’ydi. Silahı torpidoya koyuyordu. Arabayı kardeşime de veriyordu, sürekli araçlarla geziyorlardı. Hatta çoğu zaman arabaları çalıp getiriyorlardı" ifadelerini kullandı.
“Gülistan olma ihtimali yüzde yüz"
Öldürülen kızın Gülistan Doku olduğundan emin olduğunu belirten Sidar Altaş, kardeşinin neden sustuğuna dair ise şunları söyledi:
"Bu kızın Gülistan olma ihtimali bence yüzde yüz. Kardeşime ‘Sen ne yaptın Umut, öldürdün mü?’ diye sorduğumda bana, ‘Abi, bana bunu anlattı. Ben korktum. Birini öldürmüş bir adamdan korktum, o yüzden sesimi çıkaramadım’ dedi. Valinin kötü biri olduğunu düşündüğü için de korkmuş olabilir."
Sidar Altaş, kardeşinin bu olayda en ufak bir dahli varsa ortaya çıkmasını istediğini belirterek, adalete yardımcı olmaya hazır olduğunu ifade etti.
Sidar Altaş’ın 40 dakşkalık videoda anlattıkları şöyle:
“İlkay, ‘Ben bir kızla birlikte oldum, hamile kaldı’ demiş. Ben de Umut’un çok üstüne gittim, sürekli sorguladım. En sonunda ‘Umut, nedir bu mevzu?’ diye sordum. Bana sadece evet-hayır şeklinde cevaplar verdi. ‘Kız hamile mi kalmış?’ dedim, ‘Evet’ dedi. ‘Aldırmak istememiş mi?’ dedim, ‘Evet’ dedi. Hep kaçamak cevaplar veriyordu.
Anlattığına göre Türkay, ‘Kız hamile kaldı, ben de kafasına sıktım’ demiş. Bu ‘kafasına sıktım’ ifadesini birkaç kez tekrar etti. Büyük ihtimalle tek bir mermi sıkmış.
Türkay, olayı kısaca şöyle anlatıyormuş: ‘Birinin kafasına sıktım.’ Hatta silahı önceden başkalarına da gösterdiği söyleniyor.
Arabası BMW 420’ydi, koyu mavi-siyah arası bir renkti. Silahı torpidoya koyuyordu. Arabayı Umut’a da veriyordu. Sürekli araçlarla geziyorlardı. Hatta çoğu zaman arabaları çalıp getiriyorlardı; yaptıkları şey genelde buydu.
Bu kızın Gülistan olma ihtimali nedir diye sorarsanız, bence yüzde yüz.
Kardeşime çok kızdım. ‘Sen ne yaptın Umut, öldürdün mü?’ dedim. O da bana şöyle dedi: ‘Abi, bana bunu anlattı. Ben korktum. Birini öldürmüş bir adamdan korktum. O yüzden sesimi çıkaramadım.’
Valinin kötü biri olduğunu düşündüğü için de korkmuş olabilir.
“Geldi, beni alnımdan öptü”
Umut’a dedim ki: ‘Bak, bu kadar şey olmuş, ortada bu kadar ciddi iddia var. Bu adam bu işin içindedir. Çünkü bazı şeylerin silindiğini, ortadan kaldırıldığını söylüyordu.
Bir keresinde bana şunu anlattı: İstanbul’daki evine gittim dedi. Bir gün babası durduk yere geldi, beni alnımdan öptü. Halbuki normalde yüzüme bile bakmayan bir insan, gelip böyle davranınca dikkatimi çekti dedi.
Ben de Umut’un üzerine gittim. Ne olduysa açık açık anlat. Babasıyla ilgili farklı bir durum var mı? Onun bir şeylerden haberi var mı?’ diye sürekli sordum.
Aslında olayın Zeynal’ın üzerine kalacağı konuşuluyordu. Ama Zeynal geri dönünce, sanki yön başka birine çevrildi. Bize göre bunu yapabilecek, bu kadar şeyi saklayabilecek kişi belliydi.
