Milli, birleştirici Kürd düşüncesinin sembol ismi İdris Barzani, genç denilebilecek bir yaşta erken aramızdan ayrıldı. Yaşasaydı bugünler Kürd milleti için daha güçlü olacaktı. Hakkında Latin Kürdi veya Türkçe bir kitap bulunmuyor. İlk kez bu büyük önderi anlatan kitap, Kaniya Kurda’nın yeni projesi olarak Soraniceden Türkçeye çevrildi ve Sitav Yayınları tarafından yayımlandı.
Modern dönemin önemli tarihî Kürd liderlerinden İdris Barzani, birçok yönüyle hem bölgede hem de genel Kürdistan'da milli, birleştirici ve barışçı diplomat özellikleriyle milletimizin güç ve birlik içinde bugüne gelmesinde tarihî emekler vermiştir. Büyük Milli Önder İdris Barzani hakkında, arkadaşları ve kendisini yakından tanıma olanağı bulan Kürdistan şahsiyetlerinin anlatımlarına bakarak temel özelliklerini anlayabiliriz.
Tarihinde Kürd milleti, iç dağınıklık nedeniyle dış diplomatik ilişkileri istenilen etkiyle yürütememiştir. Buna en iyi örnek, Sovyet döneminde işgalci solun propagandasıdır. Bu nedenle Sovyet diplomasisi Kürd güçlerini ABD’ye yakın olmakla, ABD ve Batı ise sol ağırlıklı örgütlenmeler nedeniyle Sovyetlere yakın olmakla itham etmiştir. Bu nedenlerle istenilen ilişki her iki tarafla da sağlanamamıştır. Buna örnek olarak, İdris Barzani’yi en iyi anlatabilecek bir söyleşi ile başlayabiliriz.
Bu konudaki bir soru üzerine İdris Barzani’nin bir gazeteciye verdiği cevap:
“Biz ne doğudan ne batıdan yanayız. Biz ne doğuya karşıyız ne batıya. Ne sosyalistiz ne de kapitalist. Biz zulüm altında dört parçaya bölünmüş mazlum bir halkız. Kim bize elini uzatsa o eli tutmak zorundayız. O eli geri çevirme ya da ideolojik hesaplar ile halkımızın geleceğini tehlikeye atma lüksüne sahip değiliz. Onun için bu soruları bize sormayın lütfen. Çünkü bizim tek bir derdimiz var: Halkımızın özgürlük ve bağımsızlığı.”
Milli birlik ve düşünceye açık olmasını anlatan sözü ise yine durumu netliğiyle ortaya koymaktadır:
“Kürdler artık şunu anlamalı ki artık tek bir parti tüm Kürdleri temsil edemeyebilir, çünkü insanlar farklı fikirlere sahip. Dolayısıyla siyaset arenasının açık bir alan olmasını kabul etmeliyiz.”
“O bir barış güverciniydi. Barış adamıydı. Bölücü, kışkırtıcı ya da anlaşmazlıkları keskinleştiren biri değildi.”
“Doğası gereği bir Kürd milliyetçisiydi. Irak, İran, Türkiye ve Suriye Kürdlerini ayırmazdı. Her zaman Kürdlerin birlik ve tek söz olmalarını, ne istediklerini, amaç ve çıkarlarının ne olduğunu ve bunlara nasıl ulaşılacağını bilmelerini isterdi. Kürdistan meselesinde oldukça milliydi. Sürekli kardeşlik, birlik ve dayanışma vurgusu yapardı.”
Ölümsüz Barzani’nin cenazesinde:
“Her yerde Kürd milletini savunacağımıza dair ahdimizi, ölümsüz Barzani izinde ve şahitliğinde tekrarlıyoruz.” diyordu.
“Kürd ulusal Meclisi kurulması önerisi onundur. 1982 yılında bu yönlü çalışmalara her bakımdan fikrî ve pratik öncülük yapmıştır. Nerede bir milli mücadele varsa, yol göstermek, yardımcı olmak veya teselli etmek isterdi.”
“Pragmatik bir diplomattı, ideolojik ve dar siyasi tavırlı değildi. Açıktı ve gerçeklere göre hareket ederdi. Dost canlısıydı, dostlarını hiç bırakmazdı. Dostlarını cansiperane savunurdu. İlkelerden taviz vermezdi. Tek ilkesi Kürdlüktü. Kadın örgütlenmesi ve haklarına önem verirdi. Tasavvuf ehliydi, çok güçlü bir akideye sahipti. Sadece anlatan değildi; az anlatır, daha çok dinler ve uygulardı. Kürd kültürü ve tarihine hakimdi. Hemin, Hejar, Şeyh Amed-i Ciziri ve Piremerd’in tüm şiirlerini ezbere bilirdi. Baba Tahir-i Uryan’ın tüm şiirlerini ezbere bilir, sürekli şiirle misaller verirdi. Nali’yi tanır, şiirlerini bilir, tüm Kürd şairlerini okurdu.”
“Newaya mutrib û çenge. Fixan avete xerçenge. Were saqî heta kerge. Neşûyîn dil ji ve jenge” der; Sadi’nin, Hafız’ın, Mevlânâ Celaleddin-i Rumi’nin şiirlerini okur, çok sever ve bilirdi.
“Fedakâr bir insandı, derviş gibiydi. Kürd hareketinin dervişiydi.”

