Gazeteci Perwer Armed, Dr. Sadıq Şerefkendi suikastının perde arkasını anlattığı “Mykonos Tuzağı” adlı kitabını yazdı. Kitap, Dara Yayınları’ndan çıktı. Bu vesileyle, kutup yıldızı niteliğindeki Kürt milletinin bu değerli şahsiyetlerini bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz.
Bilindiği üzere Dr. Sadıq Şerefkendi (1938-1992), İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin (İ-KDP) önde gelen liderlerinden biriydi. Analitik kimya alanında doktora yapmış bir akademisyen olan Şerefkendi, 1970’lerden itibaren Kürt hakları ve özerklik mücadelesinde aktif rol aldı.
1979 İran Devrimi’nin ardından İKDP’nin Tahran temsilcisi olarak atandı. 1986’da genel sekreter yardımcısı oldu. 1989’da parti genel sekreteri Dr. Abdurrahman Qasimlo’nun Viyana’da İran devleti tarafından düzenlenen suikastla öldürülmesi üzerine genel sekreterlik görevini üstlendi. İran rejimi ile Kürt gruplar arasındaki gerilimler, onu rejimin hedefi hâline getirdi.
Suikast olayının yaşandığı 17 Eylül 1992’de Şerefkendi ile birlikte dört Kürt siyasetçi - Humayun Ardalan, Fattah Abdoli ve Nouri Dehkordi - hunharca katledildiler.
Berlin’deki Mykonos Restaurant’ta akşam yemeği sırasında silahlı saldırganlar içeri girerek yakın mesafeden ateş açtı. Şerefkendi ve üç arkadaşı olay yerinde hayatını kaybetti. Saldırı, tanıklar tarafından “İran molla rejiminin kanlı terör saldırısı” olarak tanımlandı ve kaçan saldırganlar kısa sürede yakalandı.
Suikastın arkasında İran İstihbarat ve Güvenlik Bakanlığı (VEVAK / daha sonra MOIS) olduğu yaygın kabul görür. İran önce saldırıyı reddetse de deliller ve mahkeme kararı farklı bir tablo ortaya koydu. Mykonos suikastı, İran molla rejiminin Kürt liderlere yönelik sistematik suikast zincirinin bir halkasıydı.
Alman Federal Polis Teşkilatı (BfV ve BKA) saldırganları yakaladı; soruşturma İranlı ajanların izini sürdü. Suikasttan önce İran’ın Berlin Büyükelçiliği’ne bağlı kültür ataşeliği binasında (Tepe Köşkü) yapılan istihbarat toplantıları kaydedildi. İranlı diplomatlar, suikastı planlayan “Özel İşler Komitesi” ile bağlantılı çıktı. Ses kayıtları ve belgeler, Tahran’dan doğrudan emir verildiğini kanıtladı.
Bazı çevreler suikastı hedef saptırmak için “Mossad komplosu” (Beyaz Ayak Operasyonu) olarak lanse etmeye çalıştı; İran da suçu “Siyonist ajanlara” atmaya çalıştı. Ancak somut deliller açıkça İran rejimini işaret etti.
Mahkeme kararları

